Ana içeriğe atla

Kayıtlar

DÜNE BENZİYOR YARINLAR

Yordu beni insan olmak Kazanmak Kaybetmek Alışmak... Yordu beni ayık kafalar Defterler Hesaplar Provalar... Donuk günaydınlar Gri sabahlara Her gün daha çok düne benziyor, Yarınlar... Mustafa Kemal Yavuz 2019

ÇİÇEĞİM

Zaman salladı dizlerinde bizi Gözlerine daldı ömrümün çoğu Büyüdüm seninle çok yollar aldım Hep sevgi, hep huzur, hep gurur dolu... İyi ki doğdun çiçeğim Sen bir çiçeksin! Gönül bahçemde uçan Tatlı meleksin, Tanrım sana nice ömürler versin, Severim, doyamam aşkına senin... Mustafa Kemal YAVUZ 03.06.2019

BABAANNEM VE BİR UÇUŞUN ÖYKÜSÜ

İnsanoğlunun hayatı,  kendinden güçlü ve özel hayvanları kıskanmak ve onlar gibi olmaya çalışmakla geçti. Bir yere kadar onlara saygı da duyuyordu. İhtiyacı kadar avlıyor, kendi soylarını devam ettirmelerini destekliyor ve doğa anaya şükrediyordu. Zekâ denen özelliğin, insanı doğadan koparıp getirdiği nokta sadece modernizm olmadı. Bu ilkel kıskançlığın umarsız bir kîne dönüşmesi ve insanın kendini doğanın bir parçası yerine, onun karşı konulamaz efendisi sanmasına da sebep oldu. Artık ayıdan güçlü, kurttan daha organize, tilkiden kurnaz ve yılandan daha zehirliydi. Aslanın binlerce yıllık krallığını elinden alıp postunu ayaklar altına sermiş, nehirlerin hakimi timsahın derisinden ayağına papuç yapmıştı. Fillere gem vurmuş, denizlere yelken açıp yeni topraklar ve halklar görmüş ve nihayetinde gözünü yukarıya dikmişti: Yıldızlara...  Ancak bir sorun vardı, insan uçamıyordu!  Oysa bir kuş gibi uçabilmek gerçek anlamda  özgürlüktü. Yukarıdan bakmak, her şeyi ...

DUVARA ASILAN KADER

Askerden döndükten sonra başarısız kpss denemelerinin hayattan soğuttuğu işsiz ve umutsuz bir adam olarak gezdiğim Trabzon caddelerinde rastladım Halil abiye.İki bin on yılının soğuk kış günlerinden biriydi. Benim iş hayatımın başlangıcı O'na rastlamam ve ayaklarımın üstünde durmaya çalışırken sürekli desteğini görmem sonucunda şekillendi diyebilirim.  Halil abi bir sigorta firmasının bölge müdürüydü. Trabzon'da aynı mahallede oturmaktan ve aynı köyden olmamızdan dolayı tanışıyorduk. Nasılsın, ne yapıyorsun diye sordu. Kötüyüm iş arıyorum diye cevapladım sorusunu. Çaresizliğimi gözlerimden okumuş olacak ki bana kendi bünyelerinde kadro olmadığını ancak bireysel emeklilik diye başka bir dal olduğunu, istersem müdürüyle konuşabileceğini söyledi. İşin biraz farklı ve zor olduğunu, ama denemekten de zarar gelmeyeceğini ekledi.  Edebiyat fakültesi mezunu olarak başladığım vahşi hayat, finans sektöründe devam etmemi istiyordu. Kuru bir kış soğuğunda, bir kaç sene önce...

PAHALI MÜLK

“Dürüstlük pahalı bir mülktür, ucuz kimselerde bulunmaz” der Hz. Ömer.   Bu anlamda kişilerin, ucuz kimseleri, kıymetli kimselerden ayırma   ve yoluna gerçekten dürüst olanlarla devam etme çabası hep var olmuştur.   Bu çaba, bazen bir aileyi, bazen bir şirketi,   bazen de bir devleti kurtarmıştır.   Ya da tam tersi, dürüstü sahteden ayıramama durumu; nice ailelerin, şirketlerin ve devletlerin sonunu getirmiştir. Eskiden beri insanlar her önemli kararda, atalarından gördükleri ve genelde doğru sonuç veren davranışlardan haklı olarak vazgeçmemişlerdir.   Dürüst olanı belirlemek yada bir kişinin dürüstlüğünü ortaya koymak için uygulanagelen   en bilindik yöntemlerden biri   o kişiyi sınamaktır. Bu “sınamak” meselesi , sınayan kişinin imkân ve zekâsına göre değişse de sonuçlar genel itibari ile hep aynıdır. Gerçekten sahtekâr olan kişi en küçük bir güven testinde bile sınıfta kalacaktır. Çünkü sahtekârlık, şartlanılmış bir reflekstir ve insan...

SEVİYOR MUYUM

Seviyor muyum bu şehri gerçekten Pazarda taze balık Akşamüstü burnuma dolan kömür kokusunu Soğuk denizi Güneşi göstermeyen gri bulutları Seviyor muyum bu şehri Islak bir kumaş gibi dolaşırken sokaklarında Yüzümü döküp kesme taşlara Kimbilir hangi yokuşta Sarı lambalara asarken titrek mağlubiyetlerimi Sağır eden bu garip sessizliği seviyor muyum Umudu kayıp bir madalya gibi göğsümde taşırken Yalınayak basıp dikenlerine Yine yapayalnız kanıyor muyum Bu şehri gerçekten, Seviyor muyum... MUSTAFA KEMAL YAVUZ 21.10.2018

UNUT GİTSİN

Söylemesi  kolay,eyleme geçirmesi en zor davranıştır unutmak.  Bazen bir olayı, bazen de bir kişiyi unutmaktır mevzu. “ Olayı” unutmanın ilacı işi zamana bırakmaktır ve bu nispeten kolaydır.  Çünkü beyin kötü olayları hatırlamaktan bilinçli olarak imtina eder  ve gerçekten çok sıra dışı anlar olmadıkça konuyu bir süre sonra kendiliğinden unutur.    Kinini kusacak, hıncını çıkaracak , hesap sorulacak, en hafifinden önüne dikilecek bir kişi yoksa  karşımızda,  kızsan, köpürsen ne faydadır ? Asıl zor olan,  “ kişiyi “ unutmaktır. Çünkü artık fail, fiiliyle vardır işin içinde. Beyin olayı silmeye çalıştıkça, kalp kişiyi hatırlar. İçgüdüsel olan bu eylem bir süre sonra döngüye girer.  Beynin apansız öldürdükleri, kalpte zamansız dirildiğinde, kadehlerin şirazesi de kayar.  İş takıntıya, obsesyona doğru hızlı bir yelken açarken, kucağına yaramaz bir çocuk gibi oturan anti depresanların...